Melek Hanım’a Mektuplar, II

Cânım, her şeyim...

Burada geçen zaman, senden başka kimsemin olmadığını öğretti. Sen yoksan hiçbir şey yok, yani annem, babam ve kardeşim, dostum... Teşekkür ederim sana. Anlatmam gereken çok şey var, bunların bir kısmı seni sevindirecektir. Nereden başlamalıyım bilmiyorum. Ayşe'yle tanışmam başımdan geçen hadiselerin en kıymetlisi. Henüz dört gün önce tanıştığım bu genç kadın, varlığımın bilincinde oluşumdan beri, yani en başından şimdiye dek yanıbaşımdan hiç ayrılmamış gibi. Hissettiğim bu yakınlık sana olan benzerliğinden dolayı olabilir. Bir kavga kadını ama kuvvetli olduğu kadar sevecen. Suskunluğundan dahi teskin oluyorum. Neden susuyor endişesine kapılmıyor, demek ki diyorum, tam da şimdi susmak gerekiyor. 

Neler yaşadığımı söylemeden sana Ayşe'yi anlatmam, heyecanımın doruklarında olduğumdandır, afedersin. Sana yazdığım son mektuptan üç gün sonra bir işe girdim. Ahşap saplı bir keserle çivi çakmak, evet, işim bu. Evlerin iskeletini hazırlıyoruz. 58 yaşında, Artvinli bir adam ve onun genç oğluyla beraber üç kişiyiz. Onunla tanışmamız şöyle oldu, ilçe merkezine uzak, çam ormanlarıyla iç içe geçmiş bir mahallede seherin ferahlığını hissetmek için yürüyorken duyduğum takırtılara doğru yürüdüm. “Hayırdır oğlum?" Bir babacan sesle duyduğum bu cümle şaşırttı beni. Vakitsiz orada oluşum üzerine tedirgin tavrını ne zaman göstereceğini merak ediyordum. Bu olmadı. Sohbetimiz sırasında işe ihtiyacım olduğunu açık etmiş bulundum. Bunun üzerine bir iş teklifinde bulundu. Bana çıraklık yaptırmıyor, yaptığı işi beraber yapıyoruz. Bir gün detaylarıyla anlatırım işimi.

Akşamları gün batmadan işten ayrıldığımız için bana epey bir vakit kalıyor. Fotoğraf çekmeye, kitap okumaya ve son zamanlarda Ayşe'ye ayırıyorum bu zamanı. Taşındığım dairem, evet pansiyondan ayrıldım, üç katlı binanın son katında. bir odası ve geniş bir salonu olan bu ev bana büyük bir kara parçası gibi geliyor. Belki de yalnızlığım küçültüyor beni. Kaldırımla sıfır olan bu binanın zemin katında küçük bir market var. Alt komşularım tek çocuklu memur çift. Mütebessim ev sahibemiz yaşlı ve kimsesiz bir kadın. İstanbul'da, huzurevi adını verdikleri bir yerde kalıyor. Onbeş dakika gördüğüm bu kadın bana dünya hayatının çabucak geçtiğini, henüz dün yaşanmış gibi anlattığı anılarla öğretti. Bu yüzden anlam kovalıyorum. 

Yaşamakla olağan fakat çıkarımlarla benim için bir derinliğe sahip diğer yaşadıklarımı en kısa zamanda anlatacağım. Sana daha sık uğramak istiyorum. Mahcup etmeyeceğim bir hayat tesis eder etmez seni yanıma çağıracağım. 

Seni çok seviyorum Melek Hanım. Hoşça kal.


Yorumlar

Popüler Yayınlar